Anasayfanız yapın    Favorilerine Ekle   Reklam   E - Mail   Fethiye      
Gezi yerleri
Ana sayfa Marmara Ege bölgesi Akdeniz İç Anadolu Doğu Güneydoğu Karadeniz Anılar İletişim
» Sponsorlarımız
 » Akdeniz Bölgesi

Antik Kent Aspendos/ Anta
 » Ege bölgesi

İzmir Foça´nın Tarihi ve
 » Marmara Bölgesi

istanbul Karikatür Müzesi

İstanbul Amcazade Hüseyin

İstanbul Bilâd-ı Selâse M

Bursa´da Gezilecek Yerler

Bursa’da Müzeler

Bursa´da Hanlar Ve Çarşıl

İstanbul Medreseleri

Bursa´nın Tarihi

İstanbul Ekmekçizâde Ahme

İznik´in Tarihi Ve
    
» İstanbul Medreseleri

İstanbul Medreseleri

 
» Medrese, ders kökünden türetilmiş bir kelime. Ders okutulan yer demek. Kelimenin, ders gören talebelerin aynı zamanda ikamet ettikleri ve yatıp kalktıkları yer gibi bir anlamı da var. Dolayısıyla medreseyi anlamak onu hem bir tür okul olarak hem de bir tür yaşama alanı olarak görmekle mümkün.

İstanbul Medreseleri

Özelde İstanbul Medreselerini ise geniş Şark-İslam coğrafyası içinde belli bir coğrafi uzamın ve bu coğrafyanın uzun tarihinde belli bir dönemin ürünü olarak değerlendirmemiz gerekiyor. İstanbul Medreseleri Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler Dönemi ve Kuruluş Dönemi Osmanlı medreselerinin mirası üzerinde teşekkül etti. Bu kurumların öncülleri Abbasiler Devri'nde Beytü'l-Hikme, Darü'l-İlm gibi adlarla faaliyet göstermekteydi. Karahanlılar ve Gazneliler devirlerinde de medrese namı ile anılan müesseseler mevcuttu. Ancak bugün bildiğimiz manada bir kurum olarak medrese nin müessisinin Büyük Selcuklu Devlatinin Veziri Nizamımülk oldugu genel kabul görmektedir. Andolu Selcuklu döneminde ve onlara müteakip beylikler döneminde Anadolu'da pek çok medrese yapıldı. Bugün bu medreseler Anadolu şehirlerinin tarihsel varlıkları içerisinde ön sıralarda gelmektedir. Osmanlı Devrinde ise Konya, Sivas, Kayseri gibi "medrese şehirleri"nin yerini Bursa, Edirne ve İstanbul almıştır. İstanbul'un fethini müteakip Osmanlı Sultanlarının bu şehri bir ilim-kültür ve sanat merkezi haline getirme istekleri burada çok sayıda medresenin inşa edilmesine neden olmuştur. Bugün İstanbul Medreseleri deyince Fatih'in İstanbul'u fethinin hemen ardından kurduğu Fatih Medreseleri ile başlayan, varlık ve etkinliklerini yirminci yüzyıl başlarına kadar sürdüren, Cumhuriyet Döneminde yerlerini Osmanlı Devleti'nin modernleşme asırlarında kurulmaya başlayan modern okullara bırakan eğitim kurumlarını anlıyoruz. Halihazırda İstanbul'da ayakta kalan yetmiş kadar medrese var. Burada "ayakta kalan"tabiri üzerinde biraz durmak gerekiyor. Kimi restore edilmiş bu medreselerin, amacına uygun olarak yahut olmayarak hizmete devam ediyor. Kimi metruk bir halde, ilgi ve tamir bekliyor. Kimi de yalnız ca bir revak, bir sütun yahut sadece bir duvar ile "ayakta". Bu yazıda "ayakta kalan" İstanbul Medreseleri'ne dikkat çekmek istiyoruz. Ama önce medresenin düzeni, işleyişi ve medrese elemanları üzerinde duralım; sonra bir kısım "İstanbul Medreselerini seyran edelim.

Medrese-Cami Münasebeti

Medreseler genellikle bir külliyenin parçasıdır. Medrese, cami, kütüphane, darüşşifa, imaret, hamam, çeşme ve sebil ile birlikte bir külliyeyi teşkil eder. Cami bu külliyelerin merkezî unsurudur. Mimarisi ve boyutları ile bu niteliğini belli eder. Bir külliye caminin etrafında vücut bulur. Evvelce cami külliyenin diğer unsurlarının işlevlerini de görmekte idi. Mabed olmanın yanı sıra sosyal bir müessese idi. Eğitim-öğretim de burada yapılırdı. İslam'ın ilk döneminden itibaren mescidlerde oluşturulan ders halkalarında bir tür yaygın eğitim verilirdi. Zamanla toplumlar büyüdükçe ve toplumsal yapılar/ ilişkiler karmaşıklaştıkça bu işlevler farklı birimlerde yerine getirilir oldu. Camiler büyüdü, külliyeler teşkil edildi. Külliyeler içinde eğitim-öğretim işlerinin görülmesi için medreseler kuruldu.

Medrese Elemanları

Medrese genellikle bir avlu etrafında dizilmiş hücreler ve bir dershaneden oluşmaktadır. Dışa kapalı bir yapıdır. Küçük bir tür kampus gibidir. İçeride ilmi faaliyet, dışarıdaki gündelik hayatın gaileleri ile çok fazla meşgul olmak zorunda kalınmaksızın sürdürülür.

Hücreler-odalar medresenin temel birimleridir. Genellikle kare planlı ve kubbeli olup sade yapılıdırlar. Bir medresedeki oda sayısı on ilâ yirmi arasında değişmektedir. Daha fazlası ya da daha azı nadirdir. Hücreler hem sınıf, hem de yatakhane işlevi görürlerdi. Her hücre bir veya birkaç öğrenciye tahsis edilirdi. Öğrenciler burada yatar-kalkar ve derslerine çalışırlardı. Gündelik yaşamın şartlarına uygun olarak hücrelerde ocak, bacalı şömine hatta bazılarında kurnalı çeşmeler bulunabilmektedir.

Dershane medresenin merkez unsurudur. Kubbeli olup hücrelerden İstanbul Medreselerinin çoğu eski İstanbul'un önemli yerleşim yeri olan ve Suriçi'nde bugün Fatih İlçesi sınırlarında kalan bölgede idi. Bugün bunların yirmi kadarı ayakta olup ilgi bekler durumdadır. Bu medreselerin en önemlisi hiç şüphesiz Fatih Medreseleridir.

Sahn Medreseleri, Sahn-ı Seman Medreseleri ve Sekizli Medrese gibi adlarla bilinen bu eğitim kurumları Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u bir ilim ve sanat merkezi yapma gayesinin bir ürünüdür. Bu gaye ile Fatih yalnızca bu müesseseleri bina etmekle kalmamış aynı zamanda o zamanın büyük alim ve bilginlerini İstanbul'da toplamıştır. Fatih Medreselerinin mimarı Mimarbaşı Sinanüddin Yusuf Ağa'dır. Bir mühtedi olması hasebi ile Azadlı Sinan, muhtemelen Mimar Sinan'dan ayrılmak üzere Atik Sinan gibi isimlerle anılmaktadır.Sahn meydan demek olup medresenin İstanbul'un ortasında bulunması yahut medrese hücrelerinin birer meydan etrafında sıralanmaları dolayısıyla bu kelime kullanılmıştır. Seman ise sekiz demektir. Fatih Külliyesi içinde camiyi çevreleyen sekiz adet medreseden müteşekkildir. Bu sekiz medresenin hemen yanlarına sekiz adet de tetimme yaptırılmış olup bunlar bir tür medreseye hazırlık okulları idi. Musıla-i Sahn diye bilinen bu tetimmeler bugün büyük ölçüde ortadan kalkmışlardır. Sahn-ı Seman Medreselerinin dördü külliyenin Marmara cihetin-dedir. Bunlara Akdeniz Medreseleri denilmektedir. Girişleri Fatih Camii avlusuna açılan bu medreselerin arka tarafı Fevzi Paşa Caddesi'ne bakmaktadır. Kıble tarafındaki medrese "baş kurşunlu", dershane-mescitleri bitişik olan ortadaki iki medrese "çifte kurşunlu" kuzeyde kalan dördüncü medrese ise "ayak kurşunlu"olarak adlandırılmıştır.

Medreselerin her birinde on dokuz hücre ve bir büyük dershane-mescit bulunmaktadır. Medrese hücreleri dikdörtgen planlı bir avlunun üç tarafına dizilmiştir. Odalar kubbeli ve nişlidir. Dördüncü cephede ise dershâne-mescit yer almaktadır. Bugün ne yazık ki boş ve harap bir halde olup kullanılmamakta ve restore edilmeyi beklemekte olan Akdeniz Medreseleri, İlim Yayma Cemiyeti'ne tahsis edilmiş durumdadır. Medreselerin Halic'e bakan bölümü ise Karadeniz Medreseleri olarak bilinmektedir. Girişleri yine Fatih Camii avlusuna açılmaktadır. Bunların da planı tıpkı Akdeniz Medreseleri gibidir. İlk bakışta görünen tek fark buradaki medreselerin her birinde yirmi hücrenin bulunmasıdır. Bugün Karadeniz Medreseleri'nin üç bloğu faal durumdadır. Fatih'in Eski Eserlerini İhya ve Koruma Derneği'ne tahsis edilmiş olan üç blok Fatih Yükseköğrenim Öğrenci Yurdu olarak hizmet vermektedir. Bir blok ise (Baş Kurşunlu Medresesi) âtıl durumda olup, restore edilmeyi beklemektedir.

Millet Kütüphanesi Ne idi?

Fatih'ten Eminönü istikametinde yürürken solda iki güzel medrese karşılar bizi. Bunlardan ilki Macar Kardeşler Caddesi üzerindeki Fey-zullah Efendi Medresesi'dir. Burası bugün Millet Kütüphanesi olarak da bilinmektedir. Meşhur kitapsever ve koleksiyoncu Ali Emîrî Efendi'nin kitaplarını buraya bağışlaması ile bu adı almıştır. Sultan II. Mustafa Devri şeyhülislamlarından, aynı zamanda Sultan II. Mustafa'nın ve Sultan III. Ahmed'in hocası olan Seyyid Feyzul-lah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Ortasında altıgen planlı bir şadırvan ve kuyu bulunan bir avlunun iki cephesinde L çizen on adet kare planlı ve kubbeli hücresi vardır. Yine kare planlı ve kubbeli fevkani dershâne-mescid ile kütüphanesi güzeldir.



Başa Dön

 
© 2007-2008 Gezi yerleri
 Hasan Demir | Gezi | Tatil
Bu sitede yayınlanan yazılar site sahibinin yazılı izni olmadan, kısmen dahi olsa kullanılamaz.